banner13

banner12

banner38

banner35

SADİR DURMAZ NE İŞ?..

28 Aralık 2018 Cuma 17:27
Bu haber 925 kez okundu

SADİR DURMAZ NE İŞ?..

SADİR DURMAZ NE İŞ?..
banner37
Bu toprakların bir “beka sorunu” olduğu ortada.
Bu sorunu ortadan kaldırmak için güç birliği yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve hemşehrimiz medarı iftiharımız Devlet Bahçeli’nin yerel seçimde de “güç birliği” yapması ve bu sorunu bertaraf etmek için gönül birliği yapması kadar normal bir şey yok. 
Bizim mahallede “ülkücü camia” ülküdaşlık hukuku karındaşlık hukukundan daha önce ve ileri gelir. Rahmetli Başbuğumuzun “Ülkücü ülkücünün öz kardeşidir” sözü bunun en büyük kanıtıdır, ispatıdır. 
Yerel yönetimlerden sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’ın bizim Kadir Başkan’ın ittifakın Osmaniye adayı olması noktasında müthiş ısrarcı olduğu gelen kulis bilgileri arasındaydı. Gerçek oldu. 
Bu ısrar bizim Kadir Başkan ile Sadir Başkan’ın “aile dostu” olmalarından kaynaklanmıyor. Ülküdaşlık hukukuna binaen olduğuna inanıyorum.
Bu topraklar “Cennet vatanımız Türkiyem” hakikaten zor bir dönemeçten geçiyor. Bu toprakları ve yarınlarımızı kaygı edinmiş bir “BB” ile (Belediye Başkanı) yerel yönetimlerden sorumlu bir genel başkan yardımcısının Adana Alaçatı Muhallebicisinde “serpme kahvaltı” yerken vatan-millet-sakarya edebiyatı eşliğinde muhabbet etmeleri gayet normaldir.
Kadir Başkanımızın Tekir Yaylasındaki yazlık evinde “Çankaya yokuşunda balam Asyanın Bozkurtları” marşını söylemeleri gayet normaldir.
Ankara’da MHP Genel Merkezine yakın “özel bir ofiste” yaklaşan yerel seçimlere dair strateji ve taktik belirlemeleri yine normaldir.
Buradan bizlerin ülküdaşlık hukukunu bilmeyen dış güçlerin uzantısı şer odakları bu görüşmeleri “rant-ihale buluşması” görebilirler. Bu onların ayıbıdır. Kem söz sahibine aittir.
Biz ülkücülerin bir araya geldiğimizde ister soframızda ocaklarımızın milli yemeği “menemen” olsun ister zeytin ekmek olsun çay-kahve-muhallebi fark etmez midemize giren ne olursa olsun sohbetimiz Osmaniye’den başlar Ural-Altay Dağlarına, Çin Seddine, Kürşat Ataya kadar uzandığını bizim meclisimize diz çöken bizlerle aynı havayı teneffüs eden ocaklarımızın o manevi ikliminden geçen herkes bilir. Ülkücülerin sohbetinde “rant-ihale-peşkeş” gibi gayr-ı meşru işler asla ve kata olmaz.
Geçmiş gün tarihini tam olarak hatırlamıyorum. Kadir Başkan “Alim erken gel görüşelim Belediyedeyim” diye mesaj atmış. Erkenden vardım yeni belediye binasına özel kalemde bekliyorum. Başkan geldi dediler 5 dakika sonra makama ilk beni buyur ettiler. İçeri girdim makam boş “Allah Allah Başkan nerede” derken baktım pencerenin kenarında sessizce eski Jandarmanın, Kişioğlu Pasajının olduğu yere bakıyor. Yaklaşınca fark ettim ki sessizce ağlıyor. Birkaç kere daha şahit olmuştum ağladığına ama nedense bu sefer içim cızzz ederken yüreğim yandı sanki. Yaklaştım “Abiii” deyip elimle dokunmama gerek kalmadan gözyaşlarını yavaşça silerken ikimizin duyabileceği bir ses tonu ile “Alim biliyor musun” dedi. Yutkundu ve “Şu karşıda (Kişioğlu Pasajının olduğu yeri gösteriyor) bir lokanta vardı seksen öncesi. Ben kıt-kanaat imkanlarla okumaya çalışır hem de orada çalışırdım.” O duygu yoğunluğunda özel başka şeylerde anlattı o şeyler benimle mezara gider bu anlattıklarımın bilinmesinde bir beis görmediğim için paylaşıyorum. Sebebi hikmetini birazdan anlayacaksınız. 
Kadir Başkan bir Anadolu insanıdır. Köylü çocuğudur. Kıt-kanaat imkanlarla büyümüş, yokluk görmüş, çoğumuz gibi çocukluğunu yaşayamamış fakir bir hayat sürmüş bir Anadolu insanıdır. 
İnanın Kadir Başkanın yerinde bu fakirlikten gelen psikoloji ile çocukluk ve gençlik zamanını yaşamış başka bir olsaydı o hırsla o ezilmişliğin verdiği psikoloji ile “Ben yaşamadım, gün görmedim bari çocuklarım yaşasın” der neler neler yapardı.
Mesela çocuklarını Devlet okullarında okutmaz özel okullarda okuturdu.
Mesela “Dolmuşla gitme yavrum” der oğlunun altına BMW çeker “Ama Osmaniye’ye bunla gelme” derdi.
Mesela ben biliyorum Osmaniye’de ki evi hangi imkansızlıklar ile aldığını sanki sevgili yeğenim Kaan’ın sünnet altınları bile konulmuştu “geçmiş gün” tam hatırlamıyorum ama şunu demek istiyorum inanın başka biri olsaydı Başkanımın yerinde “Bir ev yetmez” derdi. “Osmaniye-Adana(2)-Ankara-İstanbul-İsviçre” 5-6 evi olurdu. 
Kızına “Kızım milletin ağız kokusunu çekme…” der Adana’nın en güzel yerinden 3-4 trilyona yer açardı.
Ve üstelik bunu “kurdurduğu şirketler” üzerinden yapar kimsenin ruhu bile duymazdı. 
Dikkat çekmeyecek bir (zengin varlıklı ülkücüye) “git falan şehirde bir şirket kur ayar çektiğim ihaleler senin” derdi. 
Sonra ayarladığı “Özel kalem müdürü ve başkan yardımcısı” üzerinden öyle naneler yerdi ki inanın ruhunuz bile duymazdı. 
Ama Kadir Başkanım şehit çocuğu…
Ama Kadir Başkanım Türk’ün son başbuğunun ellerini öpmüş bir ülkücü…
Ama Kadir Başkanım Muhsin Başkanıma “Genel Başkanım” deme şerefine nail olmuş mümtaz bir şahsiyet, bir Ocaklı…
Ama Kadir Başkan hemşehrimiz, medarı iftiharımız Devlet Bey’imizin gözünde “şehrül emin”…
Ve Türk Büyüğü ülkü devi Sadir Durmaz Başkanımız!..
Osmaniye Belediyesinde söylediği şu sözler ile Ülkücü Harekatın tarihine ismini altın harflerle yazdıran "Beytül Malın bir kuruşunu kimseye yedirmem" demiş, diyebilmiş bir vatan evladı, bir kahramandır. 
Bu iki güzel insanında fahiş fiyatlı işlerle, gayrı meşru işlerle asla ve kata işi olmaz velhasıl-ı kelam. 
Selam ve Dua ile…

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Yasin Bulut 6 ay önce yorumlandı

Sadir durmaz yerkoy de muhtar olsun

0 Kişi beğendi.